Siber Güvenlik İçin Hangi Diller Bilinmeli? Bir Genç Yetişkinin Hikayesi
Geceyi gece yapan şey, bence sokakların ıssızlığı ve ışıkların yalnızlığıdır. Kayseri’nin soğuk rüzgarı, pencereme vurdukça, bir yandan sıcak bir kahve içiyorum. Kahvemin tadı, bu soğuk geceye rağmen bana hep bir umut veriyor. O an, geçen hafta, bilgisayar ekranı karşısında geçirdiğim saatler aklıma geliyor. Tıpkı birkaç gün önce yaşadığım bir deneyimi hatırlatıyor.
Bir sabah, bir arkadaşım bana siber güvenlik üzerine bir konuşma yapmam gerektiğini söyledi. Yani, tam olarak neyi bilmem gerektiği konusunda bir tür tavsiye istiyordu. Bilmiyorum, bana hep çok karmaşık ve uzak gelmişti siber güvenlik. Hatta, bilgisayarımı sadece oyun oynamak ve bazen ödevlerimi yapmak için kullanırken, bir şekilde bu kadar derinlemesine konuya girmeyi pek istememiştim. Ama bir şekilde kabul ettim. O sabah yaşadığım bir olay, siber güvenlik için hangi dillerin bilinmesi gerektiği sorusunun cevabını aramamı sağladı.
1. Bir Sorunla Karşılaşmak: “Yine mi Virüs?”
Bütün hafta boyunca bilgisayarımda çalışmıştım. O sabah sabah kahvemi içerken, bilgisayarımı açtım ve geleneksel olarak e-posta kutuma göz attım. Ama bir şey fark ettim: gelen kutum tıklanamayacak kadar doluydu. Farklı isimlerden, farklı göndericilerden gelen e-postalar vardı. En son ne zaman böyle bir şeyle karşılaşmıştım? Ah, evet! Yine virüs şüphesiyle karşı karşıyaydım.
Ne yapacağımı bilemedim. “Yine mi virüs?” diye düşünürken, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Şu anki en büyük korkum, kaybettiğim tüm dosyalarım ve bilgilerin geri dönmemesi… Hepimizin başına gelebilecek bir şeydi, ama böyle şeyleri yaşamak gerçekten zor.
O an, siber güvenlik için hangi dillerin bilinmesi gerektiği sorusu birdenbire kafamda yankılandı. Sadece “dil” değil, aynı zamanda bilgisayarın “düşünme biçimi”ni anlamanın, başımıza gelen bu tip olaylardan nasıl korunabileceğimizi çözmenin ne kadar önemli olduğunu düşündüm.
2. Hayal Kırıklığı ve Çözüm Arayışı
O kadar geç kalmıştım ki! Bu kadar önemli bir konuda hiç bilgi sahibi olmamış olmak, beni derinden yaralamıştı. Birkaç dakika boyunca, bilgisayarımı baştan sona taradım. “Siber güvenlik nedir? Hangi diller bu konuda bana yardımcı olabilir?” diye kendime soruyordum.
İçimden bir ses, “Eğer bu dünyada kendini güvende hissetmek istiyorsan, bunları öğrenmek zorundasın” diyordu. Hayal kırıklığımı ve korkumu bir kenara bırakarak araştırmaya başladım. Bir yandan Google’a yazarken, diğer yandan kahvemi içmeye devam ediyordum.
“Python mı? C++ mı? Java mı? Hangi dili öğrenmeliyim?” diye sordum. Birdenbire bunlar sadece kelimeye dönüşen “diller” olmaktan çıktı. Her birinin, siber güvenlik için ne kadar önemli olduğu üzerine düşündüm.
3. Python: Kolay Başlangıç
Python, bana hep çok sıcak bir dil gibi gelmişti. Kolay öğrenilebilir ve çok yönlüydü. Hem gelişmiş yazılımlar yazmak hem de basit programlar oluşturmak için mükemmel bir başlangıç diliydi. Birçok siber güvenlik uzmanının başlangıç dili olarak Python’u önerdiğini öğrendim. Python’ı, virüslerin nasıl tespit edileceğini veya nasıl zayıf noktaların tespit edileceğini anlayabilmek için öğrenmek şarttı.
İçimden bir ses, “Evet, bu olabilir. Python ile başlamak, küçük ama sağlam bir adım atmak olur” diyordu. Huzur bulmaya başladım. Evet, belki de siber güvenlik için bu kadar ağır bir konuya adım atmaya başlamak, önce biraz Python öğrenmekle olacaktı.
4. C ve C++: Derinlere Dalmak
O gün araştırmaya devam ederken, birdenbire C ve C++ dillerini fark ettim. “Bunlar aslında siber güvenlik için nasıl önemli olabilir?” diye düşündüm. C, donanım seviyesinde yazılım geliştirmek için kullanılıyordu ve genellikle sistem güvenliğiyle ilgili bir dizi temel işlevi yerine getiriyordu. Bir hacker, sistemin zayıf noktalarını bulmak için bu dili kullanabiliyordu. Ama C++’a geçince işler biraz daha karmaşıklaşıyordu. Bu dil, bellek yönetimi gibi temel konuları çok iyi öğrenmeyi gerektiriyordu. O an, hayatımda yeni bir adım atma kararını aldım: C veya C++ dilini öğrenmeliydim.
Bu iki dili öğrenmek, siber güvenlikte derinlemesine bir anlayış geliştirmemi sağlayacak ve bir şekilde her zaman kendimi güvende hissedebilecektim.
5. Sonuç: Umut ve Adım Atmak
O günün sonunda, yaşadığım hayal kırıklığı, içimde bir umut doğurdu. “Evet, bunları öğrenebilirim,” diye düşündüm. Her şeyin bir yolu vardı. O yüzden Python ile başlayıp C++’a geçmek, bana aslında çok büyük bir gücü ve özgürlüğü getirirdi. Hem güvenliğimi sağlamak hem de başkalarına yardım etmek için bu dilleri öğrenmeye karar verdim. Belki de bir gün, bilgisayarımı bir kez daha virüslerden koruyabileceğim. Bu süreç, bana sadece teknik bir bilgi değil, aynı zamanda yaşamın her alanında daha dikkatli olmayı öğretti.
Siber güvenlik için hangi diller bilinmeli sorusu, aslında sadece bir başlangıçtır. Her dil, bir keşif alanıdır. Ve belki de daha fazlasını öğrenmeye başladıkça, kendi güvenliğimizi ve dünyamızı inşa etmek için daha fazla adım atabileceğiz.