Türk Ticaret Kanunu Neyi Esas Alır? Farklı Yaklaşımlar Üzerine Bir Bakış
Konya’da yaşıyorum ve her gün etrafımda insanlarla farklı konularda sohbet ediyorum. Bir yandan mühendislik eğitimi aldım, öbür taraftan sosyal bilimlere, hukuka ve topluma ilgim var. Ve şimdi tam da bu iki tarafın çatıştığı bir konuyu düşünüyorum: Türk Ticaret Kanunu neyi esas alır? Bu sorunun basit bir cevabı yok. Çünkü farklı bakış açıları var ve her biri farklı bir gerçekliği işaret ediyor.
Benim gibi hem analitik düşünmeye eğilimli bir mühendis hem de sosyal bilimlere meraklı bir insan için, bu soruya verilen farklı yanıtlar arasında gidip gelmek oldukça ilginç. Şimdi, bu konuya mühendis gözüyle bakmayı bir kenara bırakıp, biraz da insan gözlüğüyle bakalım.
Türk Ticaret Kanunu: Ekonomik Düzenin Temeli mi, İnsan Haklarının Korunması mı?
İçimdeki mühendis bir yanım, Türk Ticaret Kanunu’nu aslında bir tür “ekonomik makine” gibi görüyor. Bu yasa, ticaretin doğru ve verimli bir şekilde işlemesi için gerekli olan kuralları belirliyor. Düzenli bir ekonominin temelini atıyor, iş dünyasında yaşanacak olası çatışmaları ve hak ihlallerini engelliyor. Matematiksel ve mantıksal bir bakışla düşündüğümde, aslında Türk Ticaret Kanunu’nun esas aldığı şeyin, tüm ticari işlemlerin düzgün ve güvenli bir şekilde işleyebilmesi için gerekli olan prosedürler ve ilkeler olduğu açık.
Bununla birlikte, içimdeki insan tarafım bir adım geriye çekilip, “Ama ya insanların hakları? Bu sadece ekonomik düzenin değil, aynı zamanda toplumsal adaletin de bir parçası olmalı” diye düşünüyor. İnsan odaklı bir bakış açısına sahip biri olarak, ticaretin yalnızca kar amacı gütmediğini, aynı zamanda bireylerin haklarını korumak ve toplumun genel refahını gözetmek amacı taşıması gerektiğini savunurum.
Kanun ve Ekonomi: Sadece Kar ve Zararı Hesaplamak mı?
Türk Ticaret Kanunu’nun ekonomik açıdan esas aldığı ilkeleri incelediğimizde, borsa işlemleri, ticaret şirketlerinin yönetimi, tüccarların yükümlülükleri gibi pek çok teknik konuyu görüyoruz. Burada, esas alınan şey bir tür “matematiksel” düzen. Örneğin, şirket kurarken belirli bir sermaye miktarının zorunlu olması ya da ticaretin denetlenmesi için belirli bir yasal düzenin getirilmesi, aslında tüm sistemin stabil ve sürdürülebilir olmasını sağlıyor. İçimdeki mühendis diyor ki: “Bunlar çok önemli! Ekonominin çarklarının düzgün işlemesi için mutlaka gerekli kurallar var.”
Ancak bu durum, tek başına tüm gerçeği yansıtmıyor. Çünkü Türk Ticaret Kanunu, yalnızca şirketlerin ve tüccarların ticaretini düzenlemekle kalmıyor. Aynı zamanda bu ticaretin halkı nasıl etkilediğini de göz önünde bulunduruyor. İster istemez, insan hakları, işçi hakları ve sosyal sorumluluk gibi konular da devreye giriyor. İçimdeki insan tarafım, şirketlerin çalışanlarına hak ettiği ücreti ve çalışma koşullarını sunmalarını istiyor. Burada sadece ekonomik düzen değil, insan onuru ve adalet de esas alınmalı.
Türk Ticaret Kanunu’nun Toplumsal Yansıması: Adaletin ve Eşitliğin Temini
Türk Ticaret Kanunu, ekonominin işleyişini düzenlerken, bir diğer önemli unsur da toplumsal eşitlik ve adaletin korunması. Özellikle büyük şirketlerin, küçük işletmelere karşı adil olmayan bir şekilde rekabet etmesi ve daha güçlü olanın zayıf olanı ezmesi durumu göz önünde bulundurulursa, kanunun burada da bir denetim görevi üstlendiğini görüyoruz.
İçimdeki mühendis, bu noktada şunu sorguluyor: “Bir şirketin ekonomik gücü ne kadar fazlaysa, piyasada o kadar etkili olabilir. Ancak adaletin sağlanması için güç dengesinin kurulması gerekmez mi?” Evet, burada biraz daha sosyal bir bakış açısına geçiyoruz. Eğer Türk Ticaret Kanunu, sadece ekonomik rekabeti ve verimliliği sağlamakla yetinseydi, büyük şirketler küçük olanları kolayca ezebilirdi. Ancak burada toplumsal denetim ve adalet önemli bir yer tutuyor.
Türk Ticaret Kanunu’nun, işletmelerin sosyal sorumlulukları yerine getirmelerini ve etik kurallar çerçevesinde hareket etmelerini sağlamaya yönelik hükümleri de bulunuyor. Bu, yalnızca ekonominin değil, aynı zamanda toplumsal yapının da korunması gerektiğinin bir göstergesi.
Sonuç: Kanun, Hem Ekonomiyi Hem de Toplumu Gözetir
Türk Ticaret Kanunu’nun esas aldığı ilkeler, hem ekonominin işleyişini düzenlemek hem de toplumsal değerleri gözetmek açısından oldukça kapsamlı. İçimdeki mühendis, her zaman sağlam ve verimli bir ekonomik yapıdan yana. Ancak içimdeki insan, hukukun yalnızca ekonomik kar amacı gütmemesi gerektiğini, toplumsal adaleti de gözetmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Böyle bir dengeyi kurabilmek, her zaman kolay değil. Ama sonuçta, Türk Ticaret Kanunu, sadece bir yasadan ibaret değil; ekonominin ve toplumun bir arada işleyebilmesi için tasarlanmış bir denge aracıdır. Hem ticaretin verimli çalışmasını hem de toplumsal düzenin korunmasını sağlamak, işte tam olarak bu kanunun esas aldığı noktadır. Bu nedenle, ne kadar matematiksel ve analitik bir düşünceyle bakmaya çalışsam da, sonunda şunu kabul ediyorum: Ekonomi ve insan hakları birbirinden ayrılamaz.