İçeriğe geç

Araç üstü platform nedir ?

Bir istasyonun kenarında başlayan şey

Kayseri Tren Garı’na her gidişimde aynı koku karşılıyor beni. Soğuk metalin, eski duvarların ve biraz da beklemenin kokusu. İnsan bazı yerleri sevmese bile alışıyor. Ben burayı seviyor muyum emin değilim ama her seferinde burada bir şeyler hissediyorum. Özellikle o uzun, ince beton yolun adı aklıma düştüğünde: platform.

Platform ne demek diye ilk kez kendime sorduğumda çok basit bir cevap beklemiştim. Bir yer, trenin durduğu nokta. Ama hayat bazen basit tanımları sevmiyor. O gün bunu anlamam için birinin gitmesi gerekiyordu.

O sabah: beklemenin ağırlığı

O sabah annemle birlikte istasyona gitmiştim. Sessizdi. Annem fazla konuşmazdı zaten, ama o gün sessizlik daha farklıydı. Sanki kelimeler değil de nefesler bile dikkatli seçiliyordu.

Tren kalkmasına yarım saat vardı. Biz platformun kenarında yürürken ben sadece raylara bakıyordum. Raylar sonsuz gibi görünüyordu. Bir noktadan sonra insanın aklı kayıyor: “Bu yol nereye gidiyor?”

İşte tam orada annem durdu ve “Platform ne demek biliyor musun?” dedi. Sesi çok normaldi ama gözleri normal değildi. Bir şey saklamaya çalışmıyordu aslında, sadece dayanıyordu.

“Trenin geldiği yer işte,” dedim. Basit. Hızlı. Kaçamak bir cevap.

Başını salladı ama ikimiz de biliyorduk ki mesele bu kadar basit değil.

Platform: sadece bir yer değil

Platform, o gün benim için sadece beton bir zemin değildi. Annem için de değildi. Bunu onun ellerinden anlamıştım. Sürekli montunun fermuarıyla oynuyordu. Bir insanın eli neden bir şeye tutunmaya ihtiyaç duyar ki?

O an içimden geçen şeyi hatırlıyorum: “Ben hazır değilim.” Ama bunu söylemedim. Çünkü bazı cümleler söylenince daha gerçek olur ve ben o gerçeği taşımak istemiyordum.

Tren yaklaştıkça ses değişti. O metalik titreşim, kalbimin içine kadar girdi. Platform sanki biraz daha daraldı. Ya da bana öyle geldi. Belki de insanlar daralan şeyleri büyütür.

Rayların üstünde giden hayat

Bugünkü makalemizde “Araç üstü platform nedir” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Tren durduğunda zaman bir anlığına kesildi. Kapılar açıldı ve insanlar indi, insanlar bindi. Herkes bir yere gidiyordu ama kimse neden gittiğini yüksek sesle söylemiyordu.

O sırada annem çantamı düzeltmek için uzandı. Gereksiz bir hareketti ama aslında vedayı uzatma çabasıydı. Ben bunu çok sonra anladım.

Platform ne demek diye ikinci kez düşündüm o an. Bir bekleme yeri mi? Bir ayrılık çizgisi mi? Yoksa bir geçiş mi? Belki de hepsi.

Trenin kapısına doğru yürürken içimde garip bir his vardı. Ne tamamen üzgündüm ne de tamamen sakin. Sanki ikisinin arasında sıkışmıştım. İnsan bazen duygularını seçemiyor, sadece taşıyor.

O an: kelimelerin yetmediği yer

Trene binmeden önce durdum. Anneme baktım. O da bana bakıyordu ama bakışları sabit değildi. Sanki gözleri bir şeyleri kaçırmak istiyordu.

“Dikkat et,” dedi sadece.

Ne kadar küçük bir cümle, ama ne kadar ağır.

Ben de “Tamam” dedim. Başka bir şey diyemedim. Çünkü platformda bazı cümleler büyüyor, bazıları ise hiç çıkmıyor ağızdan.

Trene adım attığımda içimde garip bir boşluk hissettim. Sanki bir şey yerinden çıkmıştı ama ne olduğunu bilmiyordum.

Camdan bakarken anladığım şey

Tren hareket etmeye başladığında camdan dışarı baktım. Platform yavaş yavaş geride kalıyordu. Annem orada duruyordu. Hareketsiz.

O an düşündüm: “Platform ne demek?”

Cevap değişmişti artık. Platform, birinin kaldığı yerdi. Birinin gittiği ve diğerinin kaldığı ince çizgiydi. Ama en çok da insanın kendisiyle yüzleştiği yerdi.

Camdan bakarken gözlerim doldu ama ağlamak istemedim. Çünkü trenin içinde ağlamak garip hissettiriyor. İnsan kendi duygusunu bile saklamak zorunda kalıyor bazen.

Kayseri’nin dışına doğru ilerlerken şehir yavaş yavaş küçülüyordu. Ama içimde büyüyen şey tam tersiydi.

Sonra gelen sessizlik

Tren yolculuğu boyunca çok az konuştum. Yanımdaki insanlar uyudu, kimisi telefona baktı. Ben ise sadece camdan dışarı baktım.

Raylar sürekli bir ritimle akıyordu. Sanki hayatın kendisi de böyleydi: düzenli, kaçınılmaz ve biraz da acımasız.

Platform kelimesi kafamda dönüp duruyordu. Basit bir kelime bu kadar ağır olabilir mi diye düşündüm. Olabiliyormuş.

Bir ara kendime şunu sordum: “Ben mi gidiyorum, yoksa bir şey benden mi gidiyor?” Bu sorunun cevabını hâlâ bilmiyorum.

Dönüş yok gibi hissettiren şey

Birkaç gün sonra geri döndüğümde aynı platformda bu kez tek başımaydım. Aynı beton, aynı raylar, aynı sesler vardı ama eksik bir şey vardı.

İnsan bazen bir yerin değişmediğini bilir ama yine de farklı hisseder. Çünkü değişen yer değil, insanın kendisidir.

Platforma tekrar baktım. Bu kez daha netti her şey. Bekleyenler, gidenler, sarılanlar… Herkes bir şeyin içindeydi ama kimse tamamen burada değildi.

Platformun gerçek anlamı

O gün kendime dürüst bir cevap verdim. Platform sadece trenlerin durduğu yer değildi. Aynı zamanda insanların hayatla yüzleştiği, ayrılığı kabul ettiği ve bazen de umudu yeniden bulduğu yerdi.

Bir adım ileri atmakla geride kalmak arasındaki o ince çizgi.

Ve belki de en zor kısmı şuydu: Platformda durmak kolaydı, ama orada kalmak mümkün değildi. Ya gidiyorsun ya kalıyorsun. Ortası yok.

İçimde kalan son görüntü

Bugün hâlâ Kayseri Garı’nın önünden geçtiğimde istemsizce platforma bakıyorum. İnsan bazı anları unutamıyor, sadece alışıyor.

O sabahı düşündüğümde hâlâ içimde bir sıkışma oluyor. Ama artık o sıkışma beni korkutmuyor. Çünkü o gün bir şey öğrendim: Platform ne demek sorusunun tek bir cevabı yok.

Bazen bir başlangıç. Bazen bir bitiş. Bazen de ikisinin aynı anda olduğu yer.

Ve ben her seferinde oradan geçerken şunu hatırlıyorum: Hayat da biraz platform gibi. Sürekli duruyor, sürekli hareket ediyor ve biz hep o arada bir yerdeyiz.

Chicha sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Araç üstü platform nedir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://yopyu.com https://neolift.com.tr https://findybus.com.tr Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz