İçeriğe geç

Kör bir insana ne denir ?

Kör bir insana ne denir? Sorusuna Gülümseten Ama Düşündüren Bir Bakış

Bazı sorular vardır, ilk duyduğumuzda yüzümüzde küçük bir tebessüm oluşturur ama biraz düşününce altında kocaman bir hayat hikâyesi olduğunu fark ederiz. “Kör bir insana ne denir?” sorusu da bunlardan biridir. Çünkü cevap sadece birkaç kelimeden ibaret değildir. Bir insanı nasıl tanımladığımız, aslında o insana nasıl baktığımızla ilgilidir.

İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak arkadaş ortamlarında sürekli espri yapan, her şeye bir yorum bulmaya çalışan ama eve geldiğinde “Acaba bugün söylediğim şeye biri alındı mı?” diye kendi kendini sorgulayan biriyim. Dışarıdan bakınca rahat, içeriden bakınca beyninde gece gündüz toplantı yapan bir karakter… Kısacası benim kafamın içinde bazen İzmir trafiğinden daha yoğun bir hareketlilik var.

Arkadaşlarla otururken biri bir soru soruyor:

“Ya şu sorunun cevabı neydi?”

Ben hemen atlıyorum:

“Bilmiyorum ama kesin cevabı bulana kadar üç farklı senaryo yazıp ikisini de kafamda tartışırım.”

Gülüyorlar. Çünkü gerçekten öyleyim. Basit bir konuyu bile bazen küçük bir belgesel haline getirebiliyorum.

“Kör bir insana ne denir?” sorusu da aslında sadece kelime arayışı değil, insanlara nasıl hitap ettiğimizle ilgili küçük ama önemli bir düşünme alanı açıyor.

Kör bir insana ne denir? Önce insana, sonra duruma bakmak gerekir

Günlük hayatta bazı insanlar engelleri, insanın tamamı gibi görme hatasına düşebilir. Oysa bir kişinin görme yetisini kaybetmesi, onun kişiliğini, hayallerini, mizah anlayışını, yeteneklerini veya hayata bakışını ortadan kaldırmaz.

Bir insana öncelikle “insan” olarak yaklaşmak gerekir. Görme engelli birey, körlük durumunu yaşayan kişidir. Günümüzde en doğru ve saygılı ifadelerden biri “görme engelli birey” şeklindedir. Ancak günlük konuşmalarda “kör” kelimesi de bağlama göre kullanılabilir. Buradaki önemli nokta kelimeden çok niyettir.

Mesela arkadaş grubunda biri bana:

“Ya sen bugün kör müsün, önündeki şeyi nasıl görmedin?”

dese büyük ihtimalle gülerim. Çünkü burada anlatılan şey gerçekten görme yetisiyle ilgili değil, dalgınlığımla ilgilidir.

Benim klasik hâlimdir. Telefonu ararım, elimde tuttuğumu fark ederim. Gözlüğümü bulmaya çalışırım, başımda olduğunu anlarım.

Arkadaşım:

“Senin gözlerin açık ama beynin bazen uçak modunda.”

der.

Haklıdır.

Ama gerçek bir görme engelli bireyin hayat deneyimini şaka malzemesi yapmak ile günlük dilde kullanılan mecaz ifadeler arasında büyük fark vardır.

Bir kelimenin ağırlığı bazen tahmin edilenden fazladır

İnsanlar bazen farkında olmadan kullandıkları kelimelerin karşı tarafta nasıl duyulduğunu düşünmeyebilir. Ben de zaman zaman bunu sonradan fark edenlerdenim.

Mesela bir arkadaşım bana:

“Bunu yazarken biraz daha dikkat et, herkes senin arkadaşın gibi anlamayabilir.”

dediğinde önce bozulmuştum.

İçimden:

“Ben kötü bir şey demedim ki.”

diye geçirdim.

Sonra düşündüm. Gerçekten de mesele sadece kötü niyet değildi. Bazen iyi niyetli insanlar bile alışkanlıklarla konuşabiliyor.

İnsan ilişkileri biraz da böyle değil mi zaten? Hepimiz bazen cümlelerimizi kontrol etmeden kuruyoruz. Sonra akşam yatağa uzanınca beynimiz devreye giriyor:

“Acaba o söylediğim cümle garip miydi?”

Benim beynim bu konuda oldukça başarılıdır. Gereksiz düşünme olimpiyatları yapılsa madalya alabilirim.

Komik soruların arkasındaki ciddi anlam

“Kör bir insana ne denir?” sorusu internette zaman zaman mizahi cevaplarla da karşımıza çıkar. İnsanların eğlenmek, espri yapmak veya kelime oyunları üretmek istemesi doğal bir durumdur. Mizah, hayatın zor taraflarıyla başa çıkmanın yollarından biridir.

Ancak mizahın güzel tarafı, birini aşağı çekmeden de güldürebilmesidir.

Mesela kendimle dalga geçmek benim en sevdiğim yöntemlerden biridir.

Geçen gün İzmir’de arkadaşlarla sahilde yürüyüş yapıyoruz. Hava güzel, herkes keyifli. Ben bir yandan konuşuyorum, bir yandan telefonuma bakıyorum.

Bir anda arkadaşım:

“Yoluna bak.”

dedi.

Ben de büyük bir özgüvenle:

“Ben her şeyi kontrol ediyorum.”

dedim.

İki saniye sonra kaldırımdaki küçük yükseltiye takılıp sendeledim.

Arkadaşım:

“Evet, gerçekten mükemmel kontrol ediyorsun.”

dedi.

Hepimiz güldük.

Çünkü burada şaka benim üzerimdeydi. Kimseyi küçültmeden, sadece insan hâllerimizi komik buluyorduk.

Görme engelli bireylerle iletişimde nelere dikkat edilir?

Bir insanla iletişim kurarken en önemli şey samimiyet ve saygıdır. Görme engelli biriyle konuşurken yapay bir tavır takınmaya gerek yoktur. Normal bir iletişim kurmak çoğu zaman en doğru yaklaşımdır.

Bazı insanlar gereğinden fazla dikkat etmeye çalışırken daha garip davranabilir.

Örneğin:

“Bunu söylemem ayıp olur mu?”

“Bunu sormasam mı?”

“Şimdi nasıl konuşacağım?”

diye fazla düşünür.

Benim gibi her şeyi kafasında büyüten biri olsaydım, muhtemelen beş dakika boyunca cümle hazırlardım.

“Merhaba, nasılsınız?” demek için küçük bir sunum dosyası hazırlardım.

Ama aslında hayat o kadar karmaşık değil.

Karşımızdaki kişiyle doğal, saygılı ve açık bir iletişim kurmak yeterlidir.

Görmek sadece gözlerle yapılan bir şey değildir

Bence hayatın en ilginç taraflarından biri şu: İnsan bazen gözleriyle gördüğünü bile yanlış anlayabilir.

Bir insanın yüzündeki ifadeyi görürsün ama ne hissettiğini anlayamazsın.

Bir arkadaşının “iyiyim” dediğini duyarsın ama aslında iyi olmadığını fark edebilirsin.

Bazen de hiç görmediğin bir güzelliği hissedersin.

Bir müziğin sende oluşturduğu duygu, birinin sesindeki samimiyet veya bir anının verdiği mutluluk gözle ölçülen şeyler değildir.

İzmir’de akşamüstü sahilde yürürken bunu çok düşünürüm. Deniz kenarında oturan insanlar, martılar, güneşin batışı… Herkes aynı manzaraya bakar ama herkes farklı bir şey hisseder.

Demek ki görmek sadece bakmak değildir.

Kör bir insana ne denir? Cevaptan daha önemli olan yaklaşımımızdır

Bu sorunun tek başına bir kelime cevabı var gibi görünse de aslında konu bundan çok daha geniştir. Bir insanı sadece sahip olduğu bir özellik üzerinden tanımlamak yerine, onu bütün yönleriyle görmek gerekir.

Bir kişinin görme engelli olması, onun hayatını tek başına açıklayan bir etiket değildir.

O kişi bir öğretmen olabilir, sanatçı olabilir, sporcu olabilir, ebeveyn olabilir, arkadaş olabilir. Belki benim gibi sürekli espri yapan ama gece olunca bütün gününü analiz eden biri de olabilir.

İnsanları birkaç kelimeye sıkıştırmak kolaydır.

Zor olan ise gerçekten anlamaya çalışmaktır.

Günlük hayatta küçük değişimler büyük fark oluşturur

Bazen dünyayı daha güzel bir yer yapmak için büyük hareketler gerektiğini düşünürüz. Oysa çoğu zaman küçük davranışlar yeterlidir.

Birine yol tarif ederken açık ve anlaşılır konuşmak…

Yardım teklif ederken karşı tarafın ihtiyacını sormak…

Bir insanı sadece engeli üzerinden değerlendirmemek…

Bunların hepsi küçük ama değerli adımlardır.

Ben kendi hayatımda da bunu öğreniyorum. Bazen hızlı konuşuyor, hızlı karar veriyor ve sonra “Bir dakika, acaba biraz daha dikkatli olabilir miydim?” diye düşünüyorum.

Kendimle dalga geçiyorum ama aynı zamanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Çünkü insan olmak biraz da budur.

Hatalarını fark etmek, gülmek, öğrenmek ve devam etmek.

Bu içeriğimizle “Kör bir insana ne denir” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Chicha okurlarına sevgilerle!

Sonuç: Asıl mesele görmek değil, fark edebilmektir

“Kör bir insana ne denir?” sorusu aslında bize çok daha büyük bir soru soruyor:

“İnsanlara nasıl bakıyoruz?”

Bir kişiyi sadece bir özelliğiyle mi görüyoruz, yoksa onun bütün hikâyesini anlamaya mı çalışıyoruz?

Hayat zaten yeterince ciddi. Arada gülmek, espri yapmak, kelimelerle oyun oynamak güzel. Ama bunu yaparken karşımızdaki insanın değerini unutmamak daha güzel.

Belki de en büyük görme biçimi, gözlerden önce kalple fark edebilmektir.

Çünkü bazen gözümüz açıkken bile bazı şeyleri kaçırırız.

Bazen de gerçekten önemli olanı görmek için sadece bakmak değil, anlamaya çalışmak gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://yopyu.com https://neolift.com.tr https://findybus.com.tr Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz