Bugün Chicha ile Zorlu Center’ı kim yaptı arasında kapsamlı bir bağ kuruyor, konuyu farklı yönleriyle açıyoruz.
Bir binaya baktığımızda yalnızca beton, cam ve çelik mi görürüz, yoksa onu inşa eden insanların hayallerini, ekonomik tercihlerini ve toplumsal değerlerini de mi fark ederiz? İstanbul’un dikkat çeken yapılarından Zorlu Center, bu soruyu düşünmek için ilginç bir örnektir. Çünkü bir alışveriş ve yaşam merkezinin arkasındaki emeği araştırmak, bizi yalnızca mimarlığa değil, etik, bilgi kuramı ve varlık felsefesi gibi temel alanlara da götürür.
Zorlu Center, Zorlu Holding bünyesindeki Zorlu Gayrimenkul tarafından geliştirilen çok amaçlı bir gayrimenkul projesidir. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Zincirlikuyu bölgesinde bulunan kompleks; alışveriş merkezi, konutlar, ofisler, otel ve performans sanatları merkezi gibi farklı işlevleri bir araya getirir.
Projenin mimari tasarımı, uluslararası mimarlık şirketi Emre Arolat Architecture (EAA) ile Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla şekillenmiştir. Tasarım sürecinde farklı uzmanlık alanlarının bir araya gelmesi, büyük ölçekli yapıların tek bir kişinin değil, çok sayıda meslek grubunun katkısıyla ortaya çıktığını gösterir.
Zorlu Center, 2013 yılında kapılarını açarak İstanbul’un ticaret, eğlence ve kültür yaşamında önemli bir yer edinmiştir. Ancak projeyi kimin yaptığı sorusunun yanıtı, yalnızca şirket adlarını sıralamakla tamamlanmaz. Asıl mesele, böyle bir yapının hangi düşüncelerle tasarlandığı ve kent yaşamında nasıl bir anlam kazandığıdır.
Etik, insanların neyin doğru, yanlış, adil veya sorumlu olduğunu sorgulayan felsefe dalıdır. Zorlu Center gibi büyük yatırımlar, ekonomik başarı ile toplumsal sorumluluk arasındaki ilişkinin değerlendirilmesine olanak tanır.
Immanuel Kant’ın ahlak felsefesine göre insanlar yalnızca başka amaçlara ulaşmak için kullanılan araçlar olarak görülmemelidir. Bu düşünceyi bir kent projesine uyguladığımızda şu sorular ortaya çıkar:
– Proje, ziyaretçilerin ve çalışanların ihtiyaçlarını ne ölçüde gözetiyor?
– Kamusal alanlar toplumun farklı kesimlerine ne kadar açık?
– Ekonomik kazanç ile kent sakinlerinin yaşam kalitesi arasında nasıl bir denge kuruluyor?
Bir yapının ticari açıdan başarılı olması, tek başına etik açıdan başarılı olduğunu kanıtlamaz. Bununla birlikte, ticari bir projenin kültürel etkinliklere ve sosyal yaşama katkı sağlaması da mümkündür.
John Rawls, adil bir toplumun kurumlarının özellikle dezavantajlı kesimlerin durumunu dikkate alması gerektiğini savunur. Bu yaklaşım, büyük ölçekli gayrimenkul projelerinin kentteki fırsat dağılımına etkisini düşünmemizi sağlar.
Zorlu Center gibi yatırımlar istihdam, ticaret ve kültürel etkinlikler açısından katkı sunabilir. Öte yandan, yüksek fiyatlı tüketim alanlarının yaygınlaşması kentteki ekonomik farklılıkları daha görünür hâle getirebilir.
Burada temel etik ikilem şudur: Bir yatırımın ekonomik değeri artarken, kent yaşamının herkes için erişilebilir olması nasıl sağlanabilir?
, bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve hangi gerekçelerle doğru kabul edildiğini araştırır. Zorlu Center’ın yapım sürecini incelerken bu yaklaşım, güvenilir bilgi ile varsayımı birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
Bir yapının yatırımcısını, mimarlarını veya açılış tarihini öğrenmek isteyen kişi farklı kaynaklarla karşılaşabilir. Kurumsal açıklamalar, mimarlık ofislerinin proje arşivleri, haberler ve akademik yayınlar aynı sorunun farklı yönlerini aydınlatabilir.
Ancak her bilgi aynı derecede güvenilir değildir. Örneğin, bir projenin yatırımcısını açıklayan kurumsal belge ile sosyal medyada dolaşan kaynaksız bir iddia eşdeğer kabul edilemez.
René Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi bir yöntem olarak kullanmıştır. Bu düşünceden hareketle Zorlu Center hakkında şu sorular sorulabilir:
– Bilginin kaynağı kimdir?
– İddia bağımsız kaynaklarla doğrulanabiliyor mu?
– Yatırımcı, mimar ve yüklenici kavramları birbirine karıştırılıyor mu?
Özellikle yatırımcı, projeyi geliştiren şirket, mimari tasarım ekibi ve inşaatı gerçekleştiren yüklenici aynı şey değildir. Bu ayrım, sorunun doğru yanıtlanması açısından önemlidir.
Günümüzde büyük projeler reklamlar, sosyal medya paylaşımları ve ziyaretçi deneyimleri aracılığıyla tanıtılır. Bu içerikler yapının prestijini öne çıkarırken ekonomik, çevresel veya toplumsal etkiler gibi konuları geri planda bırakabilir.
Bu durum, bilgi kuramının çağdaş tartışmalarından biri olan bilgi kirliliği sorunuyla ilişkilendirilebilir. Bir yapının görkemli görünmesi, onun her açıdan başarılı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, eleştirel yorumlar da kanıt olmadan kesin gerçekler olarak kabul edilmemelidir.
Ontoloji, varlığın ne olduğunu ve bir şeyin hangi anlamda var olduğunu araştıran felsefe dalıdır. Bu açıdan Zorlu Center, yalnızca fiziksel bir yapı değil; ekonomik ilişkiler, toplumsal alışkanlıklar ve kültürel anlamlarla şekillenen bir mekândır.
Martin Heidegger, insanın dünyada bulunma biçimini ve mekânla ilişkisini felsefesinin önemli konuları arasında ele alır. Bu yaklaşım, bir yapının değerinin yalnızca mimari özellikleriyle ölçülemeyeceğini düşündürür.
Zorlu Center bir kişi için alışveriş yapılan bir yer, başka biri için çalışma alanı, bir başkası içinse konserlerin ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir merkez olabilir. Aynı fiziksel mekân, farklı insanlar için farklı anlamlar taşır.
Dolayısıyla bir yapının kimliği, yalnızca onu tasarlayanların kararlarından değil, insanların o yapıyla kurduğu ilişkilerden de oluşur.
Fransız düşünür Henri Lefebvre, mekânın toplumsal ilişkilerden bağımsız olmadığını savunur. Kentler yalnızca fiziksel olarak inşa edilmez; ekonomik güçler, gündelik alışkanlıklar ve toplumsal ihtiyaçlar tarafından da biçimlendirilir.
Zorlu Center bu açıdan modern İstanbul’un tüketim kültürünü, küresel mimari eğilimlerini ve ticari yatırımların kentteki etkisini birlikte değerlendirmek için uygun bir örnektir.
Buradaki temel soru, bir yapının fiziksel olarak nerede bulunduğundan daha geniştir: Bir mekân, insanların nasıl yaşadığını ve birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu değiştirebilir mi?
Zorlu Center, Zorlu Holding bünyesindeki Zorlu Gayrimenkul tarafından geliştirilen; mimari tasarımında Emre Arolat Architecture ve Tabanlıoğlu Mimarlık’ın katkıları bulunan büyük ölçekli bir projedir. Ancak bu bilgi, yapının anlamını bütünüyle açıklamak için yeterli değildir.
Etik perspektif bize ekonomik başarı ile toplumsal sorumluluğu birlikte değerlendirmeyi, bilgi kuramı doğrulanabilir kaynaklara dayanmayı, ontoloji ise yapıların fiziksel varlıklarının ötesindeki anlamları keşfetmeyi öğretir.
Sonuçta bir yapıyı değerlendirirken yalnızca ne kadar büyük olduğuna veya ne kadar gelir sağladığına bakmak yeterli midir? Onun kent kültürüne, toplumsal ilişkilere ve ortak yaşam alanlarına katkısını da hesaba katmak gerekmez mi?
Belki de Zorlu Center hakkında düşünmenin en önemli tarafı budur: Bir binayı kim yaptı sorusu, zamanla bu binanın kimin için yapıldığı ve kentte nasıl bir gelecek tasavvur ettiği sorularına dönüşür.
Chicha okurları için hazırlanan Zorlu Center’ı kim yaptı rehberini burada sonlandırıyoruz.